FrmFace - Frm Face -  PayLaşımda Doğru Adres!!

kuvayi milli

Genel Tarih ve İnkılap Tarihi icinde kuvayi milli konusu , Kuvva-i Milliye Kuvva-i Milliye Kuva-yi Milliye harekatının coğrafi sınırı Gediz Nehri uzanımında Kula'dan güneye doğru Denizli-Köyceğiz hattı batısında kalan Güneybatı Anadolu kesimidir. Kronolojik açıdan ise,1. Bölümde gerekçisinin açıklandığı üzere, 15 ...

Go Back   FrmFace - Frm Face - PayLaşımda Doğru Adres!! > Eğitim bölümü > Ödevler - Dersler - Tezler > Genel Tarih ve İnkılap Tarihi

FrmFace Online PayLaşımda Doğru Adres!!

Alt 09-30-2010   #1 (permalink)
ModeraTör
Avatar Yok
Üyelik tarihi: Sep 2010
Mesajlar: 150
Konular: 132
Rep Puanı : 18
Kıdemi : Gölge Haramileri is on a distinguished road
Thumbs up kuvayi milli

Kuvva-i Milliye


Kuvva-i Milliye

Kuva-yi Milliye harekatının coğrafi sınırı Gediz Nehri uzanımında Kula'dan güneye doğru Denizli-Köyceğiz hattı batısında kalan Güneybatı Anadolu kesimidir. Kronolojik açıdan ise,1. Bölümde gerekçisinin açıklandığı üzere, 15 Mayıs 1919 tarihinden 1. İnönü muharebesinin yapıldığı 6 Ocak 1921'e kadar olan zaman bölümünü kapsar.

"Kuva-yi Milliye" deyimi, Milli Mücadele'de iki kullanılmıştır. Birincisi,"ulusal kuvvetler", yani "milis haşık ordusu" anlamındadır. Öteki anlamıysa geniş kapsamlı olup, Milli Mücadeleyi, bir bütün olarak belirtir. Silahlı halk kuvvetleriyle birlikte Müdafaayı hukuk ve Reddi İlhak kuruluşları, heyeti milliyiler, kongreler, Ankara'da kurulmuş olan Millet Meclisi ile, bunlara yardımcı olan bütün organlar ve ordu, Ulusal Kuvvetler, yani Kuva-yi Milliyeydi.

Bütün bu kuvvetlerin yarattıkları hareketin, galip devletlere mütareke imzalamış olan Osmanlı Devleti , ile hukuksal ve siyasal bir ilgisi yoktu. Başta ordu olmak üzere, Kuva-yi Milliye olarak adlandırılan kuvvetler, devlet kuvvetleri olmaktan çıkmış, ulusal mal olmuştu. Gerçektende her türlü hareket, ulusa dayanıyor ve onun adına yapılıyordu. Bu nedenle, Milli Mücadeleye katılan ve taraftar olan herkese "Kuva-yi Milliye" yada "Millici" deniyordu.

Milli Mücadelemizin başlangıcı, klasik anlamda bir teşkilatlanma olmasa da, Kuva-yi Milliye ruhunun uyanışı, şahlanışı ile yurdumuzu işgal eden düşmanlara karşı milletin baş kaldırılması, mevzii mücadeleleri ve başarıları oluşturmaktadır. Bu mevzii başarıları Türk milletine, o günleri şartlarına göre gayet modern olan düzenli ordulara karşı, büyük imkansızlıkları içerisinde dahi muharebe edilebileceği fikrini, azmini, inancını vermiştir. Ümitsizlikler ümide dönüşmüştür. Zaten Türk'ün mayasında, özünde var olan esir olarak yaşamaktansa ölmek yeğdir inancı, Kuva-yi Milliyenin teşkili ile en mükemmel şekilde tekrar canlanmış ve sonuçta, bu ruhla kurulan düzenli ordu ile kesin zafer gerçekleşmiştir.

Kuva-yi Milliye'nin amaçlarının başında hiç bir devletin ve Milletin egemenliğini kabul etmeyerek, Türk Milletinin kendi bayrağı altında yaşama hakkını ve bağımsızlığını oluşturmak gelmiştir. İzmir'in işgali, Yunanlıların zalimce hareketleri, karşısında itilaf Devletlerinden ve Osmanlı hükümetinden hiç bir teşebbüs gelmediğini gören halk, kendi varlığını korumak amacıyla silahlandı.

Sadece yaşama haklarının savunulması amacıyla yapılan bu hareketiyle yapılan bu hareketin meşru bir davranış olduğu bütün millet ve ordu tarafından kabul edildi.

Değişik kesimden gelme insanlardan oluşan karmaşık bir yapısı vardı. Saflarında ulusal çarpışmalara katılan gönüllülerin yanı sıra Kurtuluş savaşı öncesinde ve savaş sırasında askerlikten, adaletten kaçanlarda yer alıyordu. Komutanlarda; Demirci Mehmet, Yörük Ali gibi ünlü efelerden ipsiz Recep gibi eşkıya reislerine; Kuşçubaşı Eşref, parti pehlivan pios, komitacılardan emekli muvazzafı ordudan ayrılmış subaşları, yedek subaylardan, aydın ve eşraf kesimlerine kadar oldukça farklı bir yapı ve ayrılmak serbest olduğundan, mevcutların sayıları da sürekli değişiyordu.

Kuva-yi Milliye'ye karşı olan Birinci Divani Harbi örfi, yayımladığı idam listesinde başta 3. Ordudan azledilmiş Mustafa Kemal Paşa olmak üzere pek çok Kuva-yi Milliyeci subayın isimlerine yer veriyordu. Teşkilat, 13 Haziran 1919'da Yunanlıların ve Rumların Bergama'yı işgal etmelerinden 48 saat sonra bir saldırı düzenleyerek işgalcileri bozguna uğrattı. 16 Haziran 1919!da, daha önce(29 Mayıs) Ayvalık bölgesinde başlayan ilk silahlı milli mukavemeti organize etti.

Kuva-yi Milliye gerilla taktiği ile çalıştığı için Yunanlıların zayıf noktalarına sık sık baskınlar yaparak, bazen de cephe savaşlarıyla Yunanlılara korku salmaktaydı. Yunan işgal kuvvetleri komutanlığı, Venizelos'a gönderdiği bir raporda şöyle diyordu: "Tam bir Türk seferberliği ve kuvvetli bir Jöntürk teşkilatı karşısında bulunuyoruz. Her taraftan saldırıya uğrayarak her gün bir miktar arazi terk etmeye mecbur oluyoruz. Şayet derhal, hiç olmazsa bir tümen gönderilmeyecek olursa, pek yakında İzmir tehdit altında kalacaktır." Bu ve bunun gibi raporlar Kuva-yi Milliye'nin 30 Hazirana kadar ki etkinliklerinin Yunanlılar üstünde ki korkutucu etkisini göstermeye yetmeyecektir.

Ödemiş çevresinde Yunanlılarla savaştı, 28 Haziran'da Balıkesir'de çevredeki vilayetlerin murahassırlarından meydana gelen bir Kuva-yi Milliye kongresi toplandı. Özellikle Aydın'da meydana gelen kanlı olayların Nazilli ilçesinde tekrarlanması Kuva-yi Milliyenin halk tarafından desteklenmesine sebep oldu. Teşkilatın faaliyeti sonucu, Yunanlılar, Denizli livasına gelemediler ve Nazilli İlçesinden çekilmek zorunda kaldılar. 21 Temmuz 1919'da üçüncü kere kabineyi kuran Damat Ferit Paşa, Dahiliye nezareti yoluyla, Kuva-yi Milliye'nin dağıtılması hakkında bütün bölgelere telgraflarla emirler verdi.

Ama teşebbüs tepkiyle karşılandı; Denizli mutasarrıfı gönderdiği telgrafta, Kuva-yi Milliye'nin düşman saldırısına karşı koymaktan başka amacı olmayan bir savunma teşkilatı olduğundan dağılmasının değil desteklenmesinin gerektiğini ve hükümet kuvvetinin onu dağıtmaya gücü yetmeyeceğini bildirdi; Denizli Kuva-yi Milliye teşkilatının verdiği cevabi da buna ekledi. Bunun üzerine 23 Temmuz 1919'da Mustafa Kemal Paşanın başkanlığı altında toplanan Erzurum Kongresinde "Kuva-yi Milliyeydi amil ve Milli iradeyi hakim kılmak esasi kabul edildi"

Çerkez Ethem yayımladığı beyannamesi ile halkı, askerleri ve subayları kandırmak istedi; fakat başarılı olamadı. Çünkü düşmanla bir olanları sözüne kimse inanmazdı.

Aralık 1920'de Miralay İsmet Bey'in batı cephesi komutanlığını üstlenmesinde sonra merkezi denetimden yoksun, başına buyruk Kuva-yi Milliye çetelerinin Yunan ordusunu yenemeyeceği düşünülerek düzenli ordu aşamasına geçilmezi kararlaştırıldı.

Bu karar direnen Kuva-yi Seyyare komutanı Çerkez Ethemin yenilgiye uğratılmasından sonra öteki Kuva-yi Milliye güçleri merkez yönetimin denetimine girdiler ve düzenli ordu birliklerine dönüştürüldüler.

Konu Gölge Haramileri tarafından (09-30-2010 Saat 07:00 PM ) değiştirilmiştir.. Sebep: Kuvva-i Milliye
Gölge Haramileri isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Durumu: Çıkış Yapmış
 
Alıntı ile Cevapla
Alt 09-30-2010   #2 (permalink)
ModeraTör
Avatar Yok
Üyelik tarihi: Sep 2010
Mesajlar: 150
Konular: 132
Rep Puanı : 18
Kıdemi : Gölge Haramileri is on a distinguished road
Standart

eyw ufak bir yanlışlık oldu ondan yani....
Gölge Haramileri isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Durumu: Çıkış Yapmış
 
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç Cevapla
Tags: ,


Etiketler
edebiyatımızda, kuvayi, milli, İlkler

Seçenekler
Stil





Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Protected by vBulletinVbulletinCenter.Com
FrmFace | Rıdvan Örge | VbulletinCenter | Sitemap | EtiKet | AleXa |